MERKEZ EFENDİ’NİN BEDDUASI…
Denizlililer ortak iş yapmazlar. Ortaklık kurmayı da pek sevmezler. Kazara ortaklık yapsalar bile bir süre sonra bu yapı dağılır. Kentteki ticari başarı hikayelerinin çoğu kişiseldir.
Organize Sanayi Bölgesi’ndeki onlarca fabrika ve Denizli’nin çeşitli yerlerine dağılmış dev tesislere baktığınızda sadece bir kaçının çok ortaklı olduğunu görürsünüz.
Öyle ki; “Az olsun, benim olsun”, “Tasasız aşım, kaygısız başım” atasözleri adeta rehberleridir.
Peki bu neden böyle?
Söylendiği gibi “horoz” oldukları için mi?
Yoksa zeybek tek başına oynandığı için mi?
Kim bilir?…
Ancak bazı kaynaklara göre bunu sebebi 500 yıl öncesine uzanıyor ve altında bir beddua var!

MERKEZ EFENDİ ÖĞRENCİLERİ KARIŞIK OKUTURMUŞ!
Nasıl mı?
Anlatalım:
Merkez Efendi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşamış ünlü hocalara talebelik etmiş, fıkıh, ilim, tıp gibi birçok alanda kendini yetiştirmiş ünlü bir İslam alimidir. 1463’de Denizli’de doğmuş, asıl adı Musa Muslihuddin’dir.
Denizli’de bugün Merkezefendi Mahallesi olması kuvvetle muhtemel, Leylekler Kavağı denen semtte otururmuş. Zamanına göre hayli ileri görüşe sahipmiş ve medresesinde kız öğrencilerle erkek öğrencileri birada okuturmuş. Yani günümüzdeki Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar ve üniversiteler de olduğu gibi…

Ancak Denizliler, Merkez Efendi’nin bu uygulamasını beğenmemiş türlü türlü dedikodular çıkararak, onu ayıplamışlar. Bu söylentiler kulağına gelmiş ama yaptığından şüphe duymayan Merkez Efendi bunlara aldırmamış. Ama ahalinin ağzı kese olmadığı için büzülmemiş, hatta daha da ileriye gidip medresesinde kız öğrencilerle erkek öğrencileri bir arada okuttuğu için onu Saray’a şikayet etmişler.
Bunun üzerine Merkez Efendi, Padişah tarafından İstanbul’a çağrılmış. Şikayet edildiğini öğrenince o kadar çok üzülmüş ki, giderken kente ve sebep olanlara; “Bu şehr-i Denizli’nin yerlisi onmasın, yabancısı doymasın!” diyerek beddua edip şehrin üzerine üflemiş ve bir daha asla Denizli’ye dönmemiş.
DİN ULULARI BÖYLE BEDDUA ETMEZ!
Söylenen odur ki; bu beddua nedeniyle Denizliler uzun yıllar “başarısız oluruz” korkusuyla hiçbir ticari ortaklığa girişmemişler.

Sanayileşmesinin gecikmesinde Merkez Efendi bedduasının payı var mı bilinmez ama 20 yıl boyunca Sanayi Odası Başkanlığı yapan Feridun Alpat bedduanın Rum ve Ermeni kesimin uydurmasından başka bir şey olmadığını söyler. Alpat’a göre; “Din uluları hiçbir zaman böyle beddualar etmez. Din uluları Allah ıslah etsin, doğru yola döndürsün derler” dese de beddua 1960’lara kadar peşini bir türlü bırakmaz. Ne söylerse söylesin zamanın ahalisi buna inanmaz ve Merkez Efendi’nin “Yerlisi onmasın, yabancısı doymasın” bedduasının korkusuyla hiçbir işe girişmez.
MEĞER 500 YIL ÖNCE DE KIZLI ERKEKLİ MESELE VARMIŞ!
Konu anlaşıldı. Tamam da!
Merkez Efendi’yi Denizli’yi terk etmeye zorlayan sebep daha ilginç değil mi?
Bu size yakın zamandan tanıdık gelmiyor mu?
Merkez Efendi’nin gitme gerekçesi neydi?
Denizli Kültür Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinden aktaralım:
“Medresesinde kız öğrencilerle erkek öğrencileri bir arada okuttuğundan saraya şikayet edilmiş!
Padişah Merkez Efendi’yi İstanbul’a çağırmış”
Meğer geçtiğimiz yıllarda Denizli’den çıkıp, Türkiye’yi ayağa kaldıran “kızlı erkekli ” meselesi 500 yıllık bir davaymış..

Buna kader de denilebilir, rastlantı da, ilginç olduğu muhakkak!
Nasıl ki; 500 yıl önce Merkez Efendi kızlı erkekli öğrenci okuttuğu için padişaha şikayet edildiyse, 500 yıl sonra bu topraklarda “öğrenciler kızlı erkekli bir arada kalıyorlar” denilerek dönemin Başbakan’ına şikayette bulunuldu.
Başbakan konuyu Kızılcahamam’da dile getirdi. Konu basına sızdı.
Sonrası malum! Türkiye ayağa kalktı, günlerce Denizli dillerde dolaştı, gazete manşetlerine konu oldu.
“Şikayeti kim veya kimler yaptı?” “kimler veya ne kastedildi ”tam olarak bilinmese de tarih yüzyıllar sonra bir kez daha tekerrür etti.
DENİZLİ’DEN GİTTİ, MERKEZ EFENDİ’YE DÖNÜŞTÜ

Merkez Efendi’nin bedduasına gelince; “Yerlisi onmasın, yabancısı doymasın” bedduası ne kadar doğrudur bilinmez. Ama 500 yıl sonra bu topraklarda yaşayan bizler, onun Denizli’yi terk etmesine vesile olan insanların ona iyilik yaptığını söyleyebiliriz.
Bütün günahı kızlı erkekli öğrencileri bir arada okutmak olan bu genç adam, Denizli’den ayrıldıktan sonra ünü sınırları aşan bir İslam alimine, Merkez Efendi’ye dönüştü.