DENİZLİ’NİN İLK APARTMANI: ARIKAN APT
Her şey 1966’da çıkan kat mülkiyeti kanunu ile başladı!
Önce 4 kata çıktı, sonra 8‘e fırladı.
Hepsinin piri, 1957 yılında temeli atılan SSK İşhanı’dır Denizli’nin ilk çok katlı binası olarak tarihe geçti. İşhanı (Park Otel )çevreye emsal teşkil ettiği gibi özendirdi. O hizmete girerken, Gazi İlkokulu’nun arkasındaki Muharrem Otçu’ya ait 4 katlı bina da bitmek üzereydi. Dış cephesi sarı ve lacivert renklerle boyanan o binayı mimar Feridun Alpat yaptı. Saltak Caddesi üzerinde Yüksel Kaşıkçı’nın imzasını taşıyan bugün Numune Eczanesi’nin olduğu 4 katlı bina bitmiş, mimar Ziya Tıkıroğlu’nun Dartar Çıkmazı’nda yaptığı 4 katlı Dartar Apartmanı’nın inşaatı henüz yeni başlamıştı. Mimar Hasan Gönüllü, 1967’de Kurşunoğlu Camisi’nin karşısındaki üç katlı binada kat mülkiyetini kurmuştu bile..
Bütün bu olup bitine itiraz edenler vardı ama onlar da Denizlili değildi!

Ünlü mimar Behruz Çinici, Feridun Alpat’ın davetlisi olarak Denizli’ye geldiğinde Gazi İlkokulu’nun arkasındaki Muharrem Otçu’ya ait 4 katlı binayı görmüş ve binaya bakarak “şehri katlediyorsunuz” demekten kendini alamamış. Sonra da şu tavsiyede bulunmuştu; “Dağlarınız, Alplerden daha güzel. Sakın 4 katlı binalar yapmayın, 2 katta kalın ki, bu dağ manzarası görünsün.”
Jansen’i dinlemeyenler, Çinici’yi de dinlemedi, bırakın 2’yi, kat sayısını 4’den 8’e çıkardılar!
APARTMAN SEVDASI
Nazım Hikmet’in yazdığı, Cemal Reşit Rey’in bestelediği “Şişli de bir Apartıman/ yoksa halin yaman” sözleriyle başlayan Lüküs Hayat operetinin dillerden düşmediği yıllarda apartman modernleşmenin, statünün göstergesiydi. Filmlerde zenginler apartmanda oturur, cömert erkek sevdiği kadına gözünü kırpmadan bir apartman katı hediye ederdi.
Denizli’nin ilk çok katlı (8) apartmanı olan Arıkan Apartman’ı da bu hayaller üzerinde yükselmiş olabilir mi?
Kim bilir bilmiyoruz…

İLK APARTMAN YAP-SATÇI TARAFINDAN YAPILDI
Adını arsa sahibinden alan apartman, Müteahhit Mevlüt Polat tarafından yapıldı. Coğrafya öğretmeni Musa Arıkan evini yap-satçı Mevlüt Polat’a kat karşılığı verdiğinde “iki daire, bir dükkan” pek bir modaydı. 6 katlı 12 dairelik apartmandaki kat satışları 1970’lerin başında başladı. İlk daireyi iplik tüccarı Kazım Sivri’nin oğlu Sacit Sivri aldı, Mevlüt Polat daireleri satmakta zorlanınca Sivri devreye girdi, arkadaşlarını apartmandaki dairelerden almaya teşvik etti. Sonra Orhan Abalıoğlu, Sacit Sivri, Kadir Uslu, Turan Abalıoğlu, Uğur Saraçoğlu, Murat Aslan birbirlerine kapı komşu oldular. Musa Turgut Arıkan ise emekli olduktan sonra İzmir’e yerleşti.
APARTMAN SAKİNLERİ DENİZLİ’NİN KALBURÜSTÜ TABAKASIYDI…
Sacit Sivri anlatıyor: ”Arıkan Apartmanı 6 katlı çift daireydi. İnşaat bittiğinde baktık Mevlüt Polat satış yapamıyor, devreye ben girdim, müşteri buldum. Arkadaşlarıma aracılık ettim, daireleri o şekilde sattı. Yanılmıyorsam daire fiyatları 200-450 bin liraydı. Apartmana 1973’te taşındık. Ben, Uğur Saraçoğlu, Murat Aslan, Ayhan Oral, Orhan Abalıoğlu, Turan Abalıoğlu ev sahibiydik, Kadir Uslu, Bekir Güngör’ün kiracısıydı. O zamanlar Arıkan Apt. Tek apartmandı, etrafımızda başka apartman yoktu, çok güzel günlerimiz geçti. ”
1970-80 aralığında…
Saltak Caddesi’ndeki Arıkan Apartmanı’nı
Hastane Caddesi’ndeki Ufuk Apartmanı,
Lise Caddesi’ndeki Gönüllü Apartmanı,
İstiklal’deki Anka Apartman izledi.
Saltak, Hastane Lise ve İstiklal caddeleri 8-9 katlı apartmanlarla doldu.
Sonrası mı?
Yer gök apartman oldu.
42. maddenin mimarı Belediye Başkanı Hasan Gönüllü anlatsın: “Yeni tapularını alanların önünde caddeler açıldıkça, caddesi asfaltlandıkça mülkünün değerinin arttığına şahit oluyordu. Bir süre sonra bu kişilerin arsalarına inşaat müteahhitleri talip olmaya başlamıştı. 42. Madde nedeniyle mağdur olduklarını düşünen kişiler arasında kat karşılığı apartman yapmak için talepler geldikçe, bilmem kaç tane daire vermeyi teklif ettikçe yanıldıklarını idrak ediyorlardı. Beni eleştirdikleri, hakkımda çirkin sözler söyledikleri için pişmanlık duymaya başlamışlardı.”

Ya Denizli’nin eski dokusuna ne oldu?
Hani iki yanı ağaçlarla bezeli caddeler, ulu çınarlar, birbiriyle iç içe geçmiş çıkmaz sokaklar, bahçelerden gürül gürül akan arıklar, tek katlı ahşap evlere ne oldu?
Artık bu sorunun hükmü yok! Hiç biri kalmadı. Kent eski dokusunu yitirdi, dönüşüme uğradı. Kentsel dönüşümle birlikte toplumsal yapıda dönüşüme uğradı. Geniş ailelerin yaşadığı o evler, imece tarzı yaşamı teşvik eden komşuluk ilişkileri, mahalle aralarında oynayan çocuklar, kadınların kapı ağzı sohbetleri kalmadı. “Apartman” sevdası, “Modernleşme” rüzgârı eskiye dair ne varsa alıp götürdü.

Aynı eski belediye başkanlarından Ali Aygören’in söylediği gibi: “Çocukluğumuzda Saltak’ta, Çaybaşı’nda, İstiklal’de gördüğümüz evler birer birer yıkıldı. O sıralar köyden gelinmiş, bunlar değerli mi, değil mi bilinmiyor. Denizli ilçelerden göç alıyor ve büyüdükçe konut yetmiyor. Şehirleşmeyi karşılayamadı ve ne olduğunu anlayamadı. Yıkıp yeniden yapma hevesine girildi. Evi Müteahhide verip dört daire, sekiz daire, 16 daire hesapları yapıldı. Bütün bunlar şehir nedir bilmemekten kaynaklandı.”
Aygören’in sözünü ettiği bu furya uzun süre devam etti. Ancak bahçesinde sebze, kümesinde tavuk beslemeye alışkın yeni kentliler alışkanlıklarını da kolay kolay terk edemedi. Balkonlarında yağ tenekelerinin içine biber, domates dikip, çamaşır iplerinde patlıcan kuruttu. Hatta ve hatta balkonunda horoz, tavuk besleyenler bile oldu…