ONLARIN HİKAYESİ Denizli’nin tekstil serüveni

ONLARIN HİKAYESİ Denizli’nin tekstil serüveni

ÖNSÖZ
Bana göre Denizli’nin tekstil serüveni fabrikaların, makinelerin ve rakamların değil insanların hikayesidir. Bugüne kadar tekstil deyince akla gelen fabrika sayısı, makine parkı ve ihracat rakamlarından bunalmış biri olarak söyleyebilirim ki, ben insan hikayelerini yazmak için yola çıktım.

2010 yılıydı. Birinci kuşak tekstilcilerden birkaçı aramızdan ayrılmıştı, uzun yıllar kafamda evirip çevirdiğim bu düşünceyi daha fazla zaman kaybetmeden artık hayata geçirmenin zamanı gelmişti. İlk notlarımı almaya başladığımda tekstil mahallesine ilişkin hiçbir şey bilmiyordum. Fabrika sayılarını bir çırpıda söyleyebilirdim, ihracat rakamlarının yıldan yıla örnekleri de verebilirdim. Ama o kadar! Benim bildiklerimde bugüne kadar tekstil hakkında yazılanlardan ibaretti.
Ulaşabildiğim bütün yazılı kaynaklar aynı şeyi, nesneleri, olguları anlatıyordu. Bana göre fazla resmi ve griydiler. Master ve doktora teziydiler. Resmi söylemle, akademik söylem arasına sıkışmış Denizli’de dokumacılıktan tekstile geçişi, tekstilin gelişimini anlatıyorlardı. Bense daha fazlasını insan hikayelerini istiyordum.

Tekstil bu kentin genlerinde var. Binlerce yıl dokuma seslerinin hiç susmadığı bu şehirde dokuma sesiyle yetişen nesiller, dokuma tezgahlarının başında büyüyen çocuklar var. Ben bu hikayelerin peşine düştüm. Ama hiç kolay olmadı. Hatta zor bile oldu. Zaman zaman umudum kırılsa da vazgeçmeyi düşünmedim.

İşe, Denizli’nin birinci kuşak tekstil sanayicileriyle başladım. Günlerce, haftalarca sadece buna çalıştım. Tekstil sahnesine çıkışlarındaki zaman aralığını dikkate aldım. Dokumacılıktan, tekstil sanayicisine atlayan bir öncü grupla karşılaştım. Ve bunların etrafında genişleyen ikinci bir grubu da çalışmama dahil ettim.Denizli’nin birinci kuşak tekstil sanayicilerinin kendi ağızlarından hikayelerini dinlemek için tam iki yıl bıkmadan usanmadan çaba harcadım. Bazılarından randevuyu bir yılda alabildim. Bazılarını da 4-5 kez aramama rağmen geri dönüş alamadım. Bir hikayenin peşinden İstanbul’a da gittim, Kuşadası’na da. Organize Sanayi Bölgesi ise benim için komşu kapısı oldu. Kafamda benimle birlikte gezdi, iki yıl boyunca onlarla yatıp onlarla kalktım.

Sayfalar dolusu uzmanlık, master ve doktora tezi okudum. Onlarca tekstilci ile görüştüm. Her birinin hikayesini bizzat kendi ağzından dinledim. Kimiyle günlerce, kimiyle saatlerce konuştum. Kimiyle tekrar tekrar bir araya geldim. Onların bana açtığı kapıdan girerek, döneme ait araştırmalar yaptım. Öğrendiklerim karşısında heyecanlandım, her bilgi beni yeni bir araştırmaya yöneltti. Bu kitabı yazmamdaki amacım iki yıldır izini sürdüğüm bu serüveni aktarmak, tekstilin yakın dönemine ilişkin kısa notlarımı sizinle paylaşmak.
Denizli’nin tekstil serüveni dönemlerden oluşuyor.
Birinci bölüm 1950-80 arasını kapsıyor. İkinci bölüm 1980 -2000 yıllarını içeriyor. Üçüncü dönem 2000-2010 yılları arasında geçiyor.
1950-1980 arasındaki dönem dokumacılıktan, tekstile geçişin izlerini veriyor. Bu dönemde ev tipi atölyeler ağırlıkta, dokumacı emek ağırlıklı çalışıyor. 1980-2000 yılları arasındaki dönem Özal’a birlikte bir sanayi şehrinin yaratılmasına tanıklık ediyor. Sanayileşmeyle birlikte patronlar ortaya çıkıyor. 2000-2010 yılları durgunluk ve gerileme dönemi başlıyor.
Tekstilci başka arayışlara yöneliyor.
Bu verilerden yola çıkarak kitabı üçe ayırdım.
Birinci kısımda: Tekstil sanayinin alt yapısının hazırlanmasına dair notlar
İkinci kısımda: Tekstilin yakın tarihi üzerine bilinmeyen notlar
Üçüncü kısımda: Onların hikayelerini bulacaksınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir