DELİKLİ ÇINAR’A NE OLDU?

DELİKLİ ÇINAR’A NE OLDU?

İstiklal ve Sevindik’i anlatacağım ama önce adını delikli bir çınar ağacından alan Delikliçınar Meydanı’nı konuşmamız gerekiyor:
Sahi bu şehrin meydanına adını veren delikli çınar ağacını gören var mı?
Peki kim, ne zaman, ne için kesti? Delikliçınar için şiirler yazan Şerif Kutludağ, Denizli’nin geçmişini fotoğraflarla bugüne taşıyan Çoşkun Önen görmemiş. Ama 1930’lu yıllardaki fotoğraflarda delikli çınarın olduğunu sanıyor. 1950’lerde, şimdiki Yeni Camii’nin bulunduğu yerde, ahşaptan yapılmış Fatma Hoca Cami varmış, onu yıkıp Yeni Cami’yi yaptıklarında kesilmiş olabilirmiş. Cengiz Akhisar “Daha çocuktum hayal meyal bir şeyler var. Feridun Alpat bilir” dedi. Feridun Alpat “Ben hatırlamıyorum, Yüksel Kaşıkçı’ya sor” dedi.

Kaşıkçı babasının ona anlattıklarını tekrarladı: “Kocaman bir çınarmış. 5-6 deliği varmış. Her bir delikte bir eskici çalışırmış. Kocaman çınarın verdiği gölgelik alanda dondurmacılar otururmuş” Denizli’nin yerlisi gazeteci arkadaş Muhammet Karaçay “Bilse bilse Faruk Alyaz bilir” dedi. Faruk Bey delikli çınarı gördüğünden emin, hatta içinden geçtiğinden bile. 1955-60 yıllarında delikli çınarın hemen yanındaki artezyen çeşmeden, delikli çınar ağacına takılmış bakır kalaylı tastan içtikleri suyu anlattı.
Peki kim kesti delikliçınarı?…
Bilmiyormuş, ama Demokrat Parti dönemi olduğunu sanıyor. Meydan düzenlemesi yapılıyormuş, bir havuz hazırlanıyormuş, hatta bu havuzun D ve P harflerine benzetilerek, DP’nin propagandasının yapıldığı dedikoduları varmış: “Olsa olsa o zaman kesilmiştir” dedi.

Ziya Tıkıroğlu’da bunu doğruladı: “Delikliçınar adını asırlar öncesindeki bir afetten aldı. Meydandaki ulu çınar ağacının gövdesi bir yıldırım tahribatı sonucu yarılıp yanmış. Oluşan delik sebebiyle ağacın adı delikli çınar olarak kaldı. 50’lili yıllarda Turan Bahadır zamanında yapılan İstiklal Caddesi yol genişletme çalışmaları sırasında bu asırlık ağaçlar kesilip yok edildi. Bu katliamın sebebi sadece yol genişletme değildi, çınar ağaçları yaprak döktüğü için hizmetleri zorlaştırıyordu.”
Alyaz ve Tıkıroğlu’nun anlatımlarından Turhan Bahadır dönemi çıkıyor. 1950-1957 yılları arasında belediye başkanlığı yapan DP’li Turan Bahadır’ın yol çalışmaları ve meydan düzenlenmeleri yaptığı, delikli çınar ağacının da meydana kurban edildiği anlaşılıyor. Nitekim Yeni Cami’nin inşaat halindeyken çekilmiş fotoğrafının arkasında Turhan Bahadır’ın kendi el yazısı ile “1950 yılından sonra inşaatına başlanan Delikliçınar’daki Yeni Cami” notu bu takvimi doğruluyor. Delikliçınar Meydanı’na gelebiliriz artık!
süs havuzları dp’nin sembolü müydü?
Delikliçınar Mahallesi adını bugün kimsenin göremediği delikli bir çınar ağacından almış. “Eğlence” mekanlarının ağırlıkta olduğu ve daha çok tek tekçileriyle ünlü bu alanda bir de dillerden dile dolaşan Meserret Oteli ve kahvesi varmış.

Ticaret hayatının daha çok Kaleiçi ve Bayramyeri’nde şekillendiği düşünülürse daha o zamanlardan burasını kent merkezi olarak hayal etmek mümkün. Bizimle bu hayali paylaşanlardan biri de dönemin Belediye Başkanı Turhan Bahadır. İktidar partisinin belediye başkanı olması ve mecliste çoğunluğu elinde bulundurmasının yanı sıra gençliğinin de etkisiyle işlere hızla dalış yapan başkan adeta geçmişin acısını çıkartmak ister, tam bu sırada DP’nin modernleşme rüzgarı ülke genelinde esmeye başlamıştır.
Turhan Bahadır Delikliçınar’dan başlayarak İstiklal’e uzanan bir hat izler. Cami yaptırma ve yaşatma derneğinin desteğiyle yenisi yapılmak üzere meydandaki eski Fatma Hoca Cami yıkılır. İçinden fayton bile geçtiği söylenen delikli çınar ağacı yol açma çalışmaları sırasında kazaya kurban gider. Sadece çınar ağacı değil, yol boyunca sıralı ağaçlarda kesilerek ilerlenir ve İstiklal yönündeki cadde açma çalışmaları tamamlanır. Bu zaman aralığında Rumlardan kalma bazı evler, Rum ve Ermeni kiliseleri de yıkılır.
Delikliçınar meydanı parke taşlarıyla döşenir. Delikliçınar’ın meydan görünümü alması 1957 sonrasına kalır. Turhan Bahadır milletvekili olmak için istifa etmiş, yerine partilisi Ferit Ali Küçüka belediye meclisi tarafından başkan seçilmiştir. Küçüka eski başkanın aksine naiftir, şair ruhludur. Siyaseti pek sevmediği bilinir, istemediği halde arkadaşlarının ısrarıyla başkan olmuştur ama görev yaptığı üç yıl boyunca da işin hakkını vermek için çabalar. Belediyenin Fen ve İmar İşleri Müdürü Ziya Tıkıroğlu’dur. Yeni Camii önü düzenlemesi işte bu sıra yapılır, uygulamayı tamamlarken iki adet süs havuzu yerleştirerek meydana son şekli verilir. Çok geçmeden halk arasında bir tevatür yayılır. Kulaktan kulağa yayılan bu fısıltıya göre; süs havuzları Demokrat Parti’nin D ve P harflerinden esinlenerek yapılmış, belediye bu havuzlarla vatandaşa DP propagandası yapıyormuş!

Menderes’in “imar seferberliği”
Aslında bütün bunların bir başka izahı var! DP’nin Türkiye’yi yeniden imar hareketi. Bizzat Menderes’in yönettiği bir “fetih”ten söz etmemiz gerekiyor. Adına “imar seferberliği” deniyor. İstanbul özelinde Başbakan’ın bizzat takip ettiği, Türkiye genelinde belediyeler aracılığıyla sürdürülen bir “seferberlik” bu! Seferberliğin mimarı ise Fransız Henry Prost. Menderes’in 23 Eylül 1956’da yaptığı basın toplantısındaki konuşması hem o günlerin ruh halini hem de Başbakan’ın “fetih ruhunu” yansıtır. Şöyle der Menderes: “İstanbul’un imar mevzu adeta bir zafer alayının hikayesidir. İstanbul’u bir kere daha fethedeceğiz!”
İstanbul’da Vatan ve Millet caddeleri, Londra asfaltı, Atatürk bulvarı, Kennedy sahil yolu, Aksaray meydanı o sıralar açılır. Burak Boysan o günler için şöyle yazar: “O dönemde ‘silinip süpürülen’ camilerin, medreselerin, çeşmelerin, hamamların sayısı 29’du. Bu sayıya gayrimüslimlere ait tarihi binalar veya konaklar gibi mimari eserler dahil değil. Tarihi Yarımada’da yıkılan veya yeri değiştirilen tarihi binaların sayısı çok daha fazlaydı. Buldozerle bir duvarından girilip öbür duvarından çıkılan tarihi binaların haddi hesabı yoktu.”

o sırada
Menderes’in “Fethi” sadece İstanbul’la kalmaz, yurt çapında da etkisini gösterir. DP’li belediye başkanları talimatları uygular, gördüklerini yaparlar.
Menderes’de imar işlerini bizzat yerinde denetler.
O yerlerden biri de Denizli’dir.
O dönemde belediye imar ve fen işleri müdürlüğü yapan Ziya Tıkıroğlu anlatsın: ”1958 yılı sonbahar aylarında başbakan Adnan Menderes’in Denizli’ye ziyareti olmuştu. Kendisinin özel ilgi odağı imar işleri oluyordu. Toplantı salonunda başkan rahmetli Ferit Ali Küçüka’dan şehrin imarı ve yapılaşmaları hakkında bilgi isterken, hemen beni rahmetlinin önüne sürüverdiler. Başbakan’ın bana hitabını hiç unutmam: “Beyefendi evladım, bize bilgi verir misiniz?”
Menderes bilgileri aldıktan sonra gezdiği yerlerde gelişigüzel bakıp: “Şurayı şurayı açın” demiş midir?
Tanık anlatımlarına göre evet!
Bayramyeri, İstiklal, Lise Caddesi “ezberden” açılan yerler. “Ezberden” yıkılan yerlere gelince; Fatma Hoca Camii, Rum ve Ermeni kiliseleri, Eski Kız Enstitüsü sayılabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir