ÖNCÜLERİN YOLU

ÖNCÜLERİN YOLU

ÖNSÖZ
Al gözüm seyreyle Denizli…
Bir Denizlili Denizli’yi nasıl tarif eder bilmem. Bana sorarsanız; bereketli topraklar üzerine kurulmuş, kadim geçmişi olan, üzerinde çalışkan ve müteşebbis insanların yaşadığı küçük bir Anadolu şehridir! Ben bu şehre 1990’da geldim. Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun 1950’lerde kaleme aldığı şiirsel Denizli Destanı’ndaki Denizli’den eser yoktu.
O nedenle;
“…Ne güzel dağların var Denizli /Mavi mavi, yeşil yeşil tüter” kısmını atlayıp;
“Horozun hakkını horoza” verdiği bölüme katılmakla yetineyim.
Ne diyordu şair?
“Her horoz kendi çöplüğünde
Denizli horozu her yerde öter.”
Bunun anlamı; özgüveni yüksek, korkusuz.
Bilirsiniz Denizli için müteşebbis şehridir denir. Müteşebbis bildiğiniz gibi kendine güvenen, korkusuz, risk almayı seven, iş bitirici kişilere denir. Müteşebbise sonradan girişimci denir oldu ya neyse, Denizli için kullanılan bir başka tabir de Anadolu Kaplanı. Anadolu Kaplanları; Tayvan, Singapur, Hong Kong ve Güney Kore ekonomileri için kullanılan Asya Kaplanları unvanından türetilmiş. 1980 sonrasında Türkiye ekonomisi içinde hızla büyüyen ve sanayi üretiminde artan payları nedeniyle başta Denizli’nin olduğu bir grup şehir için kullanıldı.
Horoz da, kaplan da şehrin ekonomisini anlatmak için bir metafor elbet!
Birinde erkencilik, diğerinde güç var!
Bu şehrin simgesi horoz. Kadim bir geçmişi var. Parlak tüyleri, uzun ve ahenkli ötüşüyle ünlü Denizli horozunun kökleri Laodikya’ya kadar uzanıyor. Arkeolojik kazılar sırasında ortaya çıktı. 1900 yıllık kabartma üzerinde horoz dövüşü var, dövüşenler Denizli horozu, şehrin horozu ama daha çok horozlanmayı sevmesinin nedeni belki de bu!
Bugün Denizli deyince; yılda 3 milyar dolardan fazla ihracat, 80 binin üzerinde kayıtlı, 55 bine yakını kayıtsız işçisi, en büyük 500’ün arasında, tekstil, emaye bakır, yem, ambalaj, mermer gibi alanlarda yüzlerce fabrikası ve sanayi bölgeleriyle dev bir sanayi şehri geliyor.
Şimdi sorabiliriz:
Denizli’de sanayileşme ne zaman başladı?
60’lar mı, 70’lerin ikinci yarısı mı, yoksa 1980’ler mi?
Kimine göre 70’ler, kimine göre 80 sonrası. 60’ları baz alanlar da var! Ben ikinci görüşe daha yakınım, 70’lerden başlayıp 80’lere kadar devam eden bir süreçten söz edilebilir. 73’te kalkınmada öncelikli yöre teşvikleriyle başlayan tek tük fabrikalaşmanın 80’lerde Özal teşvikleriyle yüzlerce fabrikaya dönüştüğünü biliyoruz. 60’ların başındaki sanayi sitelerini sanayileşmenin başlangıcı sayanlar da var. 1957’de kuruluş çalışmaları başlayan, askeri darbe nedeniyle bekleyen ve 1963’te faaliyete geçen 249 dükkanlı 1. Sanayi Çarşısı’dır bu. Şimdilik bunu aklımızın bir yerinde tutalım. Biraz daha zorlarsak belki 1950’lerin ortasında kurulan Sarayköy Pamuklu Sanayi’yi milat kabul edebiliriz.
Ya da biraz daha gerilere mi baksak?
Mesela; 1955’de kurulan Akseller İplik Fabrikası.
Mesela; 1952’de kurulan Sümerbank Fabrikası.
Ya da daha da geride;
1925’te kurulan Şemsi Terakki Debbağ Anonim Şirketi’ni mi baz alsak?
Bu nereden baktığımıza bağlı…
En iyisi genç Cumhuriyetin yerli ve milli sanayi hedefiyle başlayıp, 1950’lere Menderes’in sanayileşme atılımlarına, 80’lerdeki Özal teşviklerine uzanan bir yolu takip etmek. Bu yolun başlangıcı İzmir İktisat Kongresi’nin ülküsüyle kurulan milli girişim Şemsi Terakki Debbağ’a, iki yıl sonra da Atatürk’ün imzasıyla kurulan Denizli İktisat Bankası’na götürür. Bu yolu izlemeye devam edersek; 1925’lerden sonra derin bir uykuya dalan Denizli’nin, 25 yıl sonra devlet eliyle (Sümerbank) uyandırılmasına birlikte şahitlik edebiliriz. Aynı yol bizi 70’lerdeki KÖY teşvikleriyle başlayan sanayileşmeye, 80’lerdeki Özal teşvikleriyle şehrin sanayi şehri haline gelmesine kadar götürür. Anlayacağınız önümüzde uzun bir yol var.
Ama size önce Denizli’yi anlatmalıyım:
Bilirsiniz; geçmiş geleceğin anahtarıdır!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir