MESERRET OTEL…

MESERRET OTEL…

Bir zamanlar Denizli’nin Aydınlar (Entellektüeller) Kahvesi imiş..
Derler ki; öylesi bir daha olmadı!
Aranızda Meserret Otel’ine yetişeniniz var mı?

Yoksa da ben anlatayım:

Meserret Otel 1900’lerin başında, kereste tüccarı Mehmet Ali Küçüka tarafından yaptırıldı. Rum mimarisinin izlerini taşıyan Meserret’in üst katında 10 odalı oteli, alt katında Kırathanesi bulunuyordu. Hanların olduğu bir zamanda yapılan Meserret dönemin en iyi ve en lüks oteli olarak çalıştı. Bürokratlar, kumpanya sanatçıları ve üst düzey askerler bu otelde konakladı. Denizli’yi kana bulayan Demirci Mehmet Efe’nin de burada kaldığı söylenir. Buna Meseret’in birinci dönemi diyebiliriz.
İkinci dönemi ise Cumhuriyet’in kuruluşundan sonradır. Cumhuriyet sonrası lüks bir otel ve kırathane işlevi gören otel yine her zamanki gibi varlıklı ve üst düzey insanlara hitap etti.  Üçüncü dönemi 1950’lerden itibaren baba Mehmet Küçüka’nın yerine oğul Ferit Ali Küçüka’nın geçmesiyle başladı.

Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Ahmet Muhip Dıranas’la aynı okulda okuyan şair ruhlu Ferit Küçüka ile birlikte otel yeni bir kimlik kazandı. Hatta Küçüka’nın kurduğu Dünya Pişmanlıklarını Zevke Çevirenler Derneği’nin merkezi oldu. Şehrin aydınlarının ve entellektüellerinin buluştuğu bir kırathane haline geldi.  1957’de belediye başkanı olan Küçüka işletmeyi başkalarına bıraktı, 1970’lerin başında da Meserret’i elden çıkardı. İşlevini yitirmiş ve cazibesini kaybetmiş Meserret’ in önce bahçesi (1973-Hasan Gönüllü) kamulaştırılarak yeşil alan yapıldı. Sonra da tamamı (1982-Ahmet Acar) yıkıldı. Geriye adı kaldı, bugün bir sokak ismi olarak yaşatılmaya çalışılıyor.

MESERRET’LERİN TARİHİ

1900’lerin başında kurulan Meserret Otel Denizli’ye özgü değil.

O tarihlerde iki Meserret otel daha var. Biri İstanbul-Sirkeci’de diğeri İzmir-Kemeraltı’nda. İstanbul’daki Meserret 1896’da yapılmış, İzmir’dekinin yapım tarihi ise 1911.

Bu tarihlere bakarak Denizli’nin de 1910’lardan sonra yapılma ihtimali güçleniyor.

Meserret’leri meşhur kılan otel kısmından çok, alt katında açılan kıraathaneler. Kıraathanenin anlamı  okuma yeri ya da okuma mekanı, ya da müşterilerinin okumaları için gazete ve dergi bulunduran, geniş, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane diyebiliriz.

Bu kahvehaneler edebiyatın kalbinin attığı yerler olarak biliniyor.

İstanbul Meserret’in gediklileri arasında kimler yok ki?  Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Sait Faik, Edip Cansever, Melih Cevdet Anday, Muzaffer Buyrukçu, Mehmet Rauf, Halit Ziya Uşaklıgil, Necip Fazıl’ı saymak mümkün.

İzmir-Meserret’in müdavimleri arasında Şair Eşref, Neyzen Tevfik olduğu bilinir.

Denizli-Meserret’te aynı amaca hizmet ediyor, kendi çapında aydınların-entellektüellerin mekanı olmuş.

Küçük not:

Sait Faik Meserret Otel hikayesini 1935’de küçük bir öykü olarak yazdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir