SALTAK CADDESİNİN İLK SAKİNLERİ
Saltak Caddesi açıldığında takvimler 1957 yılını gösteriyordu.
Belediye Başkanı Turan Bahadır, belediye fen işleri müdürü mimar Feridun Alpat’tı.
Cadde deyince aklınıza bugünkü gibi pırıl pırıl asfalt gelmesin. O zamanlar asfalt yok!
Toprak zemin üzerine çakıllı kumun sıkıştırılmasından meydana gelen stabilize yol var. Yolun üzerine parke taşı döşeniyor oluyor caddeb Saltak Caddesi de böyleydi işte. Parke taşları Afyon’dan alınmış, trenle getirilmişti. Parası zamanında ödenemediği zaman Topal Arif parasını almaya gelir, Turhan Bahadır’da belediyenin arka kapısından kaçardı.

O zamanlar Denizli dediğimiz bir avuç yer: Kaleiçi, Delikliçınar, Saraylar, Musa, Kaplanlar, Gündoğdu, Gürcan, Feslikan, Eskimüftü, Günbattı, Çaybaşı, Karaman, Altıntop, Gürpınar, İstiklal, Kayalık, Hatipoğlu, Karaman, Yücebağ, Değirmenönü, mahalleleri var. Bu mahallelerde 120 tane çıkmaz sokak var. Sokağa girdiniz mi kapı duvar olur, dönersiniz.
Plan yok! Plan yerine ellerinde Hermann Jansen’in Arapça yazılmış kadastro paftaları üzerine çizdiği “kırmızı çini mürekkebiyle dama taşı gibi birbirine dik kesilmiş yollar var” hepsi bu!
Feridun Alpat anlatsın: “bu eski paftalar üzerine çizimleri yapanın Jansen olduğu söylenir. O yolların uygulanabilir olanlarını çok fazla ev yıkmıyorsa yaptım. Turhan Bey’le birlikte 120 tane çıkmaz sokağı açtık.”
ŞEHRİN EN MUTENA SEMTİ
İşte o plana göre;
Hastane ve Saltak Caddesi’ni açarlar.
O güne kadar bir iki toprak yol, birkaç ilkokul, bir lise, biraz askeri tesisle, esnaf ve tüccarın Kaleiçi’nde toplandığı Denizli için büyük yeniliktir bu.
Saltak Caddesi şehrin en mutena semti olur.
İlk sakinleri arasında Hacı Mehmet Kayoğlu ve Halil Bey vardır. Eskiden tabakhaneleri olan yerin biraz ilerisine bugün Numune Eczanesi’nin olduğu yere, iki katlı evlerini yan yana yaparlar. Onları diğerleri izler, Musa Turgut Arıkan, Aziz Kelcioğlu, Doğan Toker, Ali Dokumacı, Münir Kuyumcu, Atilla Bozkurt, Ahmet Baban, Okyar Gereli, Memişlioğlu, Uşaklıhafız bir bir yerleşirler. Evler iki katlı ve bahçelidir, cadde boyu dizilirler. Arkalarında nar bahçeleri, tarla ve cezaevi olsa da Saltak yeni şehrin en mutena semtidir artık! Denizli’nin köklü aileleriyle, okumuş kesim burayı tercih eder.
Dr. Osman Köksal Arıkan anlatıyor:
“Saltak Caddesi açıldıktan sonra evin arsasını 7.5 liraya almıştık. Şeytan Pazarı’ndan Saltak Caddesi’ne taşındık. Saltak Caddesi’ndeki evlerin arkası nar bahçesi ve mezarlıktı. Bizim evin yarısı ile Okyar Gereli’nin olduğu yer mezarlıktı. Arsayı aldığımız zaman kemikleri çıkardık, dedem hocaydı kemiklerin birbirine karışmaması için okudu, İlbadı’daki mezarlığa defnettirdik. İki katlı bahçeli bir ev yaptık. Bizden önce Niyazi Işıkçı evini yapmıştı. Sonra Kaşıkçılar yaptılar. Katip Çelebi Okulu tarafında Aziz Kelcioğlu, Doğan Toker, Niyazi Işıkçı’nın evleri yan yanaydı. Çarşı tarafında Ali Dokumacı, bizimle birlikte Münir Kuyumcu, Atilla Bozkurt’un evleri vardı. Bizim karşımızda Memişlioğlu, Uşaklıhafız, köşe de Sivri’ler oturuyordu. Kurşunlu Cami sonradan yapıldı. Biz bahçemize domates, salatalık patlıcan ekerdik. Haftanın bir günü o pınardan suyu kullanmak için cezaevindeki jandarmalardan izin alır, topraklarla suyu bahçemize çevirirdik. Caddemiz ilk başta Arnavut kaldırımı, sonra parke döşendi, sonra asfalt oldu.”
Denizli’de otomobil sayısı parmakla gösterilirken, Saltak Caddesi sakinlerinden Ahmet Baban Ford, Doğan Toker’de Anadol marka otomobil sahibidir. O sıralar toplu ulaşım aracı olarak belediyenin bir tek otobüsü vardı, gerisi atlı araba ve faytondu. Bu araçların tamir ve bakım işleri göçmenler tarafından yapılıyordu. Onlar da o sıralar şehrin iki ucu sayılan İstiklal ve Sevindik’te otururdu.