ESKİ ŞEHİR ÖLDÜ, YAŞASIN YENİ ŞEHİR…
Tarihi eserlerin korunmasına yönelik ilk ciddi adım 1973 yılında çıkan 1710 sayılı “Eski Eserler” yasası ile atıldı. 1976’da “Kentsel Sit” deyimi yasaya girdi, 1978’in sonlarına doğru Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu yaklaşık 30 kadar kent için sit koruma kararı aldı. Denizli Belediye Başkanı Hasan Gönüllü Çaybaşı Mahallesi’ni SİT kapsamına aldırmak için harekete geçti ama zamanı yetmedi, darbe oldu görevden alındı.
O sıralar Çaybaşı’nda 30’a yakın Denizli evi vardı.

Mimar Ziya Tıkıroğlu, Anavatan Partisi lideri Turgut Özal’dan belediye başkanlığı teklifi aldığında hiç düşünmeden “Evet” demişti. Seçimler 25 Mart 1984’te yapıldı. ANAP, İstanbul, Ankara, İzmir, Denizli olmak üzere 57 ilde belediye başkanlıklarını aldı. İzmir’de Burhan Özfatura, Denizli’de Ziya Tıkıroğlu Belediye Başkanı seçildi. Askeri darbenin ardından artık Özal rüzgarı esiyordu. Dışa açılma, ihracat, vergi iadesi, gümrük muafiyeti, kredi ve teşvik sistemi tekstilcileri iştahlandırdıkça, arka arkaya fabrikalar kurulmaya başlamıştı. Özal tekstilcinin kabuğunu kırmış, Allah “Yürü ya kulum” demişti…
Ülkede Semra Özal’ın işadamı ve siyasetçi eşlerinden kurduğu Papatyalar rüzgarı esiyordu. Sanata ve sanatçıya meraklı Tıkıroğlu da bu iklimin belediye başkanıydı.
İLK ÇAYBAŞI EVLERİ YIKILDI

Çaybaşı Caddesi bu dönemde imara açıldı.
O cadde üzerindeki eski Denizli evleri bu sırada yıkıldı.
Anlatılan odur ki; evlerini yıkmak isteyen ev sahipleri koruma kararını kaldırmak için bizzat Ankara’ya gitti. Eski DP Milletvekili Atıf Şohoğlu, ile eski Belediye Başkanı Ferit Küçaka onlardan bazıları. Meselenin Cumhurbaşkanı Evren’e kadar ulaşması ve onun bizzat durumu yerinde görmesi ve olaya derhal ‘el koyması’ ise oldukça ilginç!..
Denizli gezisine çantasında Çaybaşı dosyasıyla gelen Evren’e, Ankara’daki “hatırlı” dostların bilgi verdiği çok açık! “Tartışmalı evleri” yerinde görmek için bizzat Çaybaşı’na gelen Evren hemen oracıkta Kültür Bakanı Mesut Yılmaz ve Kültür Müdürü Özden Çandır’a dönerek: “Bunların eski eser değeri varsa başka yere kaldırın” talimatını verir. İşte bu emirden sonradır ki, hem belediye, hem de ev sahipleri derin bir nefes alır.

Sonrası malum;
Kimini sahibi yıkar, kimi de yol açma çalışmaları sırasında belediyenin dozerleri altında ezilir.
YIKIM TALİMATINI KENAN EVREN VERDİ
Peki o evler kurtarılamaz mıydı?
Bu sorunun yanıtı ilerde Ziya Tıkıroğlu’nun röportajında okuyacaksınız şimdilik kısa bir bölümle yetinelim:
-Gönüllü Çaybaşı’nı sit alanı yapmak istediğini, cumbalı evler olduğunu, ancak darbe nedeniyle yetiştiremediğini söyledi. Çaybaşı’ndaki evleri neden yıktınız?
-Bizim açtığımız caddenin tam ortasında kalan bir ev vardı. Hatta cumhurbaşkanı Kenan Evren yolun üstündeki o binayı gördü ve yanındaki kültür müdürüne (Özden Çandır) “bu binanın eski eserlik nesi varsa alın başka yere götürün, burada durmasın” dedi ve öylece yıkıldı. Diğerlerini de biz yıkmadık, Lütfi Ege’nin binası çöktü gitti, ne sahipleri bir şey yapabildi ne biz. Belediye olarak o binayı satın almaya gittiğimde arkası boşalmış sadece cephe kalmıştı. Biraz ilerde Atıf Şohoğlu’nun evi vardı defalarca “sit alanından kaldırın” diye üstümüze geldi. Sonra gitti bakanlıktan kaldırttı. Ferit Ali Küçüka’da aynı şekilde. Çaybaşı Caddesi üzerindeki bu binaları yıkanlar mal sahipleridir, onların mücadeleleriyle yıkıldı. Hatta konuyu Evren’e kadar ulaştırmışlar. Cumhurbaşkanı Evren Denizli’ye geldiğinde çantasında o dosya vardı. Gitti yolun ortasındaki o binayı gördü yıkın emrini bizzat verdi. Şunu da söylemem lazım. O yolu biz yapmadık, o yol senelerin imar planıdır. Biz olanı uyguladık.
-Çaybaşı nasıl sit alanı oldu?
-Ahmet Acar zamanında şehircilik bakanlığından geldiler sit alanı ilan etmediler, bina bazında koruma kararı aldılar.
– O binalar için içiniz acır mı?
-Atıf Bey makama geldiğinde kendisine “Bunlar tarihi eserse, korunması gerekiyorsa siz bari yapmayın” demişimdir. Ama gidip Ankara’dan halletti.
-Denizliler Çaybaşı konusunda sizi suçluyor.
-Öyle bir suçum olduğunu zannetmiyorum. Biz imar planlarını uyguladık. Ferit Ali Küçüka’nın binasının korunması gerektiğini iddia ettiğimiz için eşi “canım tavanları yağlıboya, yağlıboya tavanı olan eski eser mi olur?” diye konuşuyordu.
-Çaybaşı’na kaç kat verdiniz?
-Yol genişliğine göre 6-7 kat verdik. Ama yeni planladığımız bölgelerde kat yüksekliği vermedik. İmar yönetmeliğinde de yol genişliğine göre bina yapılması kuralını kaldırdık. Parsel büyüklüğüne göre tabandaki yapılaşma alanıyla, toplam yapılaşma alanı ölçü alınarak bina yüksekliğini verdik.
-1960’larda Denizli’ye gelen ünlü mimar Behruz Çinici “2 kattan fazla yapmayın” uyarısında bulunmuş, bu uygulanamaz mıydı?
-Denizli’de bunu uygulamak fantezi kaçardı. Mal sahipleri baskı yapar, kıyamet kopardı uygulanamazdı. Ortada rant meselesi var. Ticaret Odası’nda Haluk Müftüler zamanında kurulan oda kooperatifi diye bir şey vardı. 3 kat olsun diye meclis üyelerine yapmadıkları şey kalmadı.
YAŞASIN YENİŞEHİR
Eski şehrin son miraslarından Çaybaşı evlerinin yıkılmasına üzülenler var mıydı?
Kimbilir…
Eski şehir ölurken, Yenişehir’in doğumu müjdeleniyordu..
Denizli uydu kent kavramıyla tanıştığı sırada Türkiye’nin ilk uydu kentleri İstanbul-Bahçeşehir 28, Ankara-Batıkent ise 12 yaşındaydı.
1984 yılının o soğuk kış gününde Tıkıroğlu Vali Rıfat Kaplan ve Cumhuriyet Savcısı Talat Dündar Saner’e itiraz etmeseydi eğer, Yenişehir’de bugün uydu kent yerine, yarı açık cezaevi olacaktı. Sırtını Özal’a dayayan ve gücünü ANAP’ın tek parti iktidarından alan Belediye Başkanı Valiye kafa tutup “sayın valim burada cezaevi olmaz. Bu alan toplu konut için ideal” şeklindeki sert çıkışı işe yaramış olmalı ki, evraklar tamamlanıp Yenişehir aynı gün apar topar toplu konut alanı ilan edildi. O günlerde Özal, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nı yeni kurmuş, toplu konut fonu aracılığıyla kredi vermeye başlamıştı. Belediye Başkanı Tıkıroğlu kafasına koyduğunu yapmak için Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcısı Mahmut Okutan ve deneyimli uydu kentçi Murat Karayalçın Denizli’ye davet ederek projenin startını hemen oracıkta verdi. Ardından Yenişehir Toplu Konut Üretim Kooperatifleri Birliği kuruldu, Yeşilköy ve Şirinköy’ü de içine alan 4 bin dönümlük alanda, 25 bin konutluk alan imara açıldı. 6 bin konut planlandı, 89 kooperatife kredi sağlandı. İmar planında sosyal tesis olarak ayrılan alanlarda 5-6 ilkokul, 2-3 lise ve birkaç da cami yeri vardı.
Daha fazlası olabilir miydi?
Mesela; kütüphane, tiyatro, sinema veya bütün bunları biraraya toplayan Yenişehir Kültür Merkezi..neden olmasın?
Ancak sosyal tesis denildiğinde okul ve caminin anlaşıldığı o yıllarda Tıkıroğlu bırakın kültür merkezini, kahvehane yapmadığı için eleştiri aldı.
2 Yorum