BİR GİRİŞİMCİNİN KISA ÖYKÜSÜ…
Geçtiğimiz günlerde PAÜ tıp fakültesi ek binasında bir amfinin açılışı yapıldı. Pamukkale Üniversitesi Mikrobiyoloji Profesörü İlknur Kaleli tarafından tefrişi yapılan amfiye babası Mustafa Hikmet Tütüncüoğlu’nun adı verildi.
İlknur Hoca’yı aramızda tanımayan yoktur da, babası Mustafa Hikmet Tütüncüoğlu’nun kim olduğunu biliyor musunuz?

Gelin ben size anlatayım:
Hikmet Tütüncüoğlu; Denizli’nin ileri gelen tüccarlarından İsmail Tütüncüoğlu ve Merzeci ailesinden Naciye Hanım’ın oğlu.
38 yaşında kaybettiğimiz bu genç adam 1960’lı yıllarda Denizli için çok önemli bir figür. Ondan bir dahi olarak söz edilebilir, aynı zamanda bir girişimci. Dahi çünkü üniversite eğitim yok, orta 2’den terk. Girişimci çünkü; imkansızlıklara rağmen ürettiği radyo ve buzdolaplarını marka adıyla satışını yaptı.
DAHİ BİR GİRİŞİMCİNİN KISA ÖYKÜSÜ
Gelin size anlatayım:
Hikmet Tütüncüoğlu; Denizli’nin ileri gelen tüccarlarından İsmail Tütüncüoğlu ve Merzeci ailesinden Naciye Hanım’ın oğlu olarak 1929’da Denizli’de doğdu.
1940 yıllarda babasının Delikliçınar’daki mağazasında ( içinde her şeyin satıldığı manifatura, ev eşyası, elektrik ve elektronik aletler) çalıştı. Elektronik aletlerle ilk burada aşır neşir oldu.
Fizik öğretmeniyle derste tartışınca okul hayatı sona erdi, ortaokulu 2. sınıftan terk etti.
Radyo tamirciliğine merak sardı, Ermeni Usta Kirkor’dan radyo tamir etmeyi öğrendi. Henüz askere gitmeden kendi üretimi olan ilk radyosunu yaptı.
Nasıl mı?
Radyo için gerekli parçaları İstanbul’dan aldı, ahşap kasasını Denizli’de yaptırdı. Ona bir de isim buldu: “Alfa” Alfa markalı radyonun üretimi askerlikle birlikte durdu. Askerlik dönüşü kaldığı yerden devam etti.
1954’te Aysel Abalıoğlu evlendi.

1958 yılında manifatura ve tuhafiye işlerini tasfiye etti. Aklındakileri hayata geçirmeye hazırdı! İşe su motoru ile çalışan motosiklet, radyolar için Anot piller üreterek başladı, İstanbul’da ahşap gövdeli ilk buzdolabını imal etti. Sarayköy Caddesi üzerinde bir arkadaşına ait dükkanı kiraladığında buzdolabı üretebileceğine inanmıştı.
İnandı, oldu!
BUZDOLABI ÜRETMEYE BAŞLADI
İlk buzdolabının tüm donanımlarını da kendi imal etti. İTicari buzdolabının markası Deniz oldu.
Sattıkça üretti. Yılda bin adet üretim, Ege bölgesine satış derken…
Talepler arttı ev tipi buzdolabı üretimine başladı.
Başta birkaç adet dolap, kısa süre sonra haftada 20 dolaba çıktı. Ege’den sonra Antalya’da müşterisi oldu.

1964’de yeni sistemleri görmek için İtalya’ya gitti. Amacı; buzdolabı kapağının içindeki kısmı plastik malzemeden yapmaktı. Ancak termoform makinesi ithal etmek o günün koşullarında zor, hatta imkansızdı. İtalya gezisi ufuk açıcı oldu, Denizli’nin kıt olanaklarına rağmen hem makineyi hem de kalıbı kendi yaptı. Hatta öyle ki, üretim aletlerini de kendi üretmeye başladı.
BÜYÜK LOBİLERLE BAŞ EDEMEDİ
Günlerden bir gün; Deniz marka buzdolapları büyük bir buzdolabı firmasının dikkatini çekti.
İşler o andan itibaren tersine döndü. Büyük firma, büyüklüğünü kullanarak lobi faaliyetleri yaptı ve Sanayi Bakanlığı’ndan buzdolabı üretimi ile ilgili bir yönetmelik çıkarıldı. O yönetmeliği göre; en az 5000 metre kare üretim alanı, asgari 250 işçi istihdamı, 1 elektrik mühendisi ve 1 doktoru şart koşuyordu.

Yani bu iş Hikmet Tütüncüoğlu’nun boyunu aşıyordu.
Buzdolabı üretimini durdurmak zorunda kaldı.
Hayallerini, projelerini beklemeye aldı.
Soğuk su sebilleri, büfeler, dondurma makinelerinin üretimini henüz yapmaya başlamıştı. Hedefinde çamaşır makinesi vardı. Hatta ilk çamaşır makinesini üretmiş deneme bile yapmıştı. Buzdolabı üretimini tasfiye etti. Çalışan işçilerinin bir kısmıyla yollarını ayırdı.
En iyi bildiği eski işine radyoya geri döndü.
Deniz markalı transistörlü radyo üretmeye başladı. Kasası polyester malzemeden yapılan Deniz radyo çok iyi sattı. Bir yanda da pikap ve pikaplı radyo üretimine başladı. Radyo satışları Samsun ve Gaziantep’e kadar yayıldı. Çok çalışmanın dışında sade yaşayan, en büyük eğlencesi masa tenisi olan bu genç adamın ömrü uzun olmadı!
1967’de bir trafik kazasıyla aramızdan ayrıldı.
Henüz 38 yaşındaydı.
Kısacık hayatına koskocaman bir girişimcilik hikayesi sığdıran bu genç adam yaşasaydı
Kimbilir belki Türkiye’deki ilk televizyonu üretecekti…
Kaynakça:
Faruk İnceoğlu-Dahi bir girişimci/ Geçmişten Günümüze Denizli Dergisi