DENİZLİ’YE VİZYONER BAŞKAN LAZIM

DENİZLİ’YE VİZYONER BAŞKAN LAZIM

Burası Eskişehir Porsuk Çayı…

Amsterdam sandınız dimi?

Bana Prag’ı da hatırlattı.

Görseniz burası yerli ve yabancı turist kaynıyor.

Kayıklarla geziler var. Tramvaylar vızır vızır işliyor. Ama aynı zamanda sessizlik ve huzur hakim. Kaos, kargaşa yok, kötü bir şey yok, çirkinlik yok, yok işte yok…

Kent merkezini şehrin en turistik mekanı haline getirmek için vizyon gerekirdi.

Bu da Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’de var.

Kentpark’ın içindeki yapay plajı görseniz diliniz tutulur. 350 metre uzunluğunda şahane bir plaj, denizi olmayan Eskişehir’e deva olmuş, bildiğiniz deniz burası.

Dedim ya adam bir deha…

B.klu Porsuk çayına hayat verdi.

Üstelik bunu yok ederek, yıkıp yakarak değil…

SİVRİSİNEKLERİ BİLE HAYAT VERMEYEN PORSUK’TA YÜZME HAYALİ GERÇEK OLDU.

Plajın bulunduğu arazi, önceden şeker fabrikasına ait şeker pancarı tarlasıydı. Buradaki 300 bin metrekarelik alanda “Kent Park” projesi uygulandı. Porsuk’tan ayrı bir kol alınarak, Avrupa’daki örneklerinde olduğu gibi yaz aylarında nehir kıyısı kumsalı ve plaj olarak hizmet verecek bir proje yapıldı.

Ardından kent evi, restoranlar, at binme alanları, tramvay şeklindeki büfeler ve heykellerle donatılmış yürüyüş yolları inşa edildi.

Böylece Türkiye’nin ilk yapay plajı, bir pancar tarlasının küllerinden doğdu.

Böylece hem şehir merkezini cazibe merkezi (gondol gezileriyle) haline getirdi hem de Porsuk Çayı’na yeniden hayat verdi.

Sonuç; sivrisinekleri bile yaşatmayan Porsuk’ta yüzme hayali gerçek oldu.

Büyükerşen’in en büyük dehası kenti bir bütün olarak düşünmesi

Yani şehrin bir tarafı Hanya, bir tarafı Konya değil.

Kent merkezini planlarken tüm unsurlar; dereler, çaylar, tarihi ve kültürel güzellikler harmanlayarak, kentin çeperleri hesaba katarak bütünlük yaratıldı.

PAMUKKALE’DEN FAZLA TURİST GELİYOR

Mesela Eskişehir Odunpazarı Evleri

İnanılmaz, şahane, çok güzel. Zaman makinesiyle ışınlanmış gibi…

Odunpazarı bir turizm harikası.

UNESCO’da kültür miras listesine almış zaten.

30 sokak, onlarca korunmuş ev, şadırvan, cami var. Tam bir, Osmanlı Mahallesi…

Üstelik merkezin göbeğinde, Porsuk Çayından 1.5 km ötede, sadece burayı yılda 4- 5 milyon turist ziyaret ediyor.

Yani Pamukkale’yi ziyaret eden turistten çok fazlası…

Yılmaz Büyükerşen’i alkışlamalıyız.

Vizyoner başkan başka oluyor.

Ya Denizli?

Elindekileri yok etmek de mahir…

Eski evler, eski mahalleler; İstiklal, Çaybaşı, Altıntop

Denizli’nin altı üstü su.

Nereyi kazsan su fışkıracak.

Peki su şehrinde suya dair ne var?

Hiç bir şey…

Üstelik çok iyi bir şey yapmışlar gibi evlerin bahçelerinden geçen arıklardaki suları yeraltına almışlar.

PORSUK ÇAYI İLE GÖKPINAR BARAJI KIYASLANAMAZ BİLE

Diyeceksiniz ki; Osman Zolan’da Gökpınar’a plaj yapacak…

İyi güzel de yeri mi orası?

Biri b.kl Porsuk çayı

Diğeri Denizli’nin gelecekte içme suyu rezervli Gökpınar Barajı

İklim krizi, kuraklık diye AB projeleri yapan, bununla çalım atan Denizli Belediyesi aklını yitirmiş olmalı.

Çünkü;

Baraj çevresindeki sebze ve meyve bahçeleri yok edilecek. Yerine plaj, yazlık evler, kır düğün salonları, kafeler yapılacak.

Oysa Büyükerşen atıl bir fabrikanın (şeker fabrikası) kullanılmayan pancar tarlasından bir cennet yarattı.

Zolan ise Gökpınar çevresindeki cenneti cehenneme çevirmeye hazırlanıyor.

Siz en iyisi Eskişehir’i bir görün

Başka bir şehir mümkünmüş diyeceksiniz…

Denizli’ye döndüğünüzde de kayıp zamanları telafi etmek için vizyoner bir başkan arayın…

2 Yorum

ilker ERTEM – Temmuz 4, 2023 - 5:31 pm

Sayın Uysal, Merhaba. İyi günler. Türkiye’de son 50 yılda hızlı ve büyük bir değişim yaşanıyor. Sanayileşme ile köyden kente göç yaşanırken, teknolojik gelişmeler yeni fırsatlar da yaratıyor. Bu değişimin yaşayan tanıklarıyız. İstanbul 2 milyonluk yaşayan ve yaşanan bir kent iken 20 milyonluk yaşanması zor bir şehre dönüştü. Osmanlı Devletinin Başkenti iken girişi çıkışı kontrollu kent bu kontrol edilemez bir hal adı. Yatay yayılma, dikey yapılaşma ile doğal güzellikler tahrip edildi beton yığını oldu. Neden? Nasıl ? İzmir, Bursa, Kayseri, Eskişehir, Antalya, Mersin, Konya, Eskişehir, Diyarbakır, Gaziantep, Denizli de büyüyor ve değişiyor. Safranbolu, Mudurnu, Beypazarı eski yapılarda restorasyon çalışmaları ve yöresel ürünleri öne çıkararak yaşanabilir özellik kazanırken turistik cazibe merkezlerine dönüştüler. Eskişehir gezi notlarınızda belirttiğiniz gibi son 20 yılda sakin Anodulu şehri özelliklerinden sıyrılarak yaşanabilir canlı bir kente dönüştü dönüşüyor. Bunda Sayın Büyükerşen’in payı küçümsenemez ama bu değişimin asıl lokomatifi Sosyal Demokrat Kent Yönetimi . Kentleşmede Sosyal Demokrat Model iyi uygulama ve uygulamacılar eliyle yaşanır ve övgüye bir kenti ortaya çıkarabiliyor. Üniversite’nin varlığını, hatta bu kentimizde iki tane üniversitenin olduğunu da unutmamak gerekir. Üniversite eğitimi için gelen gençlerin beklentileri, gereksinimleri yeni yapının ortaya çıkışında etkili olmuş olabilir. Eskişehir’de değişim ve gelişim, belediyecilik anlayışı ve toplumsal ilişkiler konusunda yapılmış bilimsel araştırmalar yazılı eserler ve belgeler konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Sanayileşme , orta ve büyük ölçekli sanayi tesisleri ile bu alandaki hukuki yapı ve kültürel yaklaşımları da ele almak gerekir. Denizli’de de iyi şeyler olduğunu görüyorum. ancak daha iyi ve güzel şeylerin olması için vizyonu olan bir başkandan çok sosyal demokrat, bilim ve tekomlojiyi özümsemiş kadrolara ve demokratik bir yapılanmaya gereksinim var. Denizli coğrafi konumu, doğal kaynakları, tarihi kültürel mirası ile ve insan kaynakları ile yaşanabilir, kolay yaşanabilir, güzel bir kent olacak niteliklerde yeterki kişsel hırs, sebepsiz zenginleşme, bireysel çıkara şans tanımayalım. Toplumsal yararı öne çıkaralım. Daha güzel bir Denizli olanaklı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir